Bu yazımda; 2 yaş sendromunda neler yaşadığımızı ve bu süreçte neyi yapıp ne yapmadığımıza dair tecrübelerimi paylaşacağım.

2 yaş sendromu nedir? Kısa bir tanımını yapalım öncelikle; 18 aydan itibaren başlayıp 4 yaşa kadar sürebilen bir süreçten bahsediyoruz. İnatlaşmanın, öfkenin, bağırmaların olduğu ve çocuğun kendi isteklerini yaptırmaya çalıştığı, kendi varlığını ortaya koyup kabul ettirmeye çalıştığı bir dönem. Uzmanlar, bu sürecin yaşanması gerektiği ve sağlıklı olduğunu da söylemektedir. Çocuk ilk defa kendi bağımsızlığını ilan etmeye çalıştığı bu dönemin ilk ergenlik dönemi de olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla bu süreci yaşayan biz ebeveynlerin kabul etmesi gereken ilk şey bu durumun olağan ve hatta çocuğun gelişiminde sağlıklı olduğunu düşünmektir.

Peki, neler yaşadık ve zaman zaman da şiddeti azalsa da halen neler yaşıyoruz? (Kızım şu an 38 aylık)

  • Yaşadığım ilk hüsran; dünya tatlısı melek gibi mutlu bir çocuğun çok hızlı bir şekilde nasıl kontrolsüz, o dışarıda gördüğümüz ağlayan, sürekli bağırıp çağıran çocuk profiline dönüştüğünü görmekti. Bu durum insanda acayip bir başarısızlık hissi yaratıyormuş. Hiç öyle kitaplarda okuduğum gibi olmadığını ilk kez bunları yaşamaya başladığımda anlamış ve yüzleşmiştim.
  • Ayrıca bebeğiniz artık bebek olmaktan çıkıp gerçekten çocuk olmaya başladığını fark ediyorsunuz. Davranışlarıyla, hareketleriyle ve konuşmalarıyla hatta hatta mimikleriyle artık bir bebek olmadığını size çok net gösteriyor.
  • Bir diğer konu ise; ağlamalar başlıyor. O sakin uslu uslu lafınızı dinleyen çocuk gidiyor kendi istemediği her ne olursa ağlamaya başlayan bir çocuk geliyor. Bu ilk ağlamalar başlayıp, şiddetini arttırdığında kızımda acaba bir problem mi var diye düşündüğüm zamanlar olmuştu.
  • Kendimi inatçı bilirdim, ancak 2 yaş sendromuyla birlikte inatlaşmanın ne demek olduğunu kızımda görmüş oldum. Ben inatçı bir insan filan değilmişim 🙂
  • Yaşadığımız öfke krizleri karşısında nasıl çaresiz kaldığımızı hatırlıyorum. Sanarsınız öfke krizi değil kızım bağırarak sesinin en uzak nereye kadar duyurabileceğinin denemelerini yapıyor. Bu öfke krizlerinde ilk başlarda ne yapacağımızı bilemez halde utanayım mı? engel mi olayım? Etraftan bakıyor insanlar, hay aksi yanlış mı yapıyorum acaba? diye diye çok fazla endişelendiğimi hatırlıyorum.
  • Hayır, kelimesinin hayatımıza net olarak girdiği dönemdir. Ne sorsan cevabı “HAYIR”, kızım su ister misin? “HAYIR”, Oyun oynayalım mı? “HAYIR”, Şöyle olsun mu? “HAYIR”, Böyle yapalım mı? “HAYIR” Bu Hayır kelimesi o kadar hayatımızda yer etmişti ki bazen durumu tersine kullandığım oluyordu J Mesela kızıma “uyur musun?” diye sorsam cevap belli. Ben de “bence sen uyumamalısın” dediğimde inadından yine “HAYIR” deyip uyuduğunu bilirim 🙂 Tabi bir süre sonra onu da fark etti. 🙂
  • Eşya fırlatma ve kardeşine verdiği zararlar konusunda da cidden endişeleniyorduk. Hem 2 yaş sendromu hem de kardeş kıskançlığı ile uğraşmak zorunda olduğumuz bir dönemdi. Yüksek sesle bile konuşulmayan bir evde bir kardeşin diğer kardeşe vurduğunu görünce gerçekten kendimi çok mutsuz hissediyordum.
  • Başarısızlık hissi; Bakın 2 yaş sendromunun başladığı dönemde kendimi hiç bu kadar başarısız hissetmemiştim. Yaptığım onca şey, okuyup öğrendiğim ve uğrunda savaş verdiğim her şeyin nasıl bozulduğunu görmek gerçekten beni çok rahatsız etmişti.

Peki, süreci nasıl yönetmeye başladık? Neleri değiştirdik ve uyguladık?

  • Öncelikle 2 yaş sendromunda şunu kabullenerek başladım: Benim çocuğum sorunlu değil. Bu olağan bir süreçti ve yaşanması gerekiyordu.
  • Bir diğer kabul ettiğim şey ise; Çocuğun kendini ispat etmeye çalıştığı bu dönemde öfkeme yenik düşmeden, durumu olağan bir süreç olarak kabul edip sakinliğimi korumam gerekiyordu.
  • Eşimle ne kadar tutarlı olup olmadığımızı da düşünmeliydim elbette, kızımın bir isteği karşısında eşimin evet dediğine ben hayır diyor muydum? Yoksa ikimizde aldığımız bir kararı ortak mı uyguluyorduk? Bu soruların cevabı aslında içinde saklı. Elbette anne ve baba olarak yaşanılan durum karşısında tutarlı olmamız gerektiğine dair mutabık olmalıydık.
  • Buraya kadar söylemeye çalıştığım şey; Aslında 2 yaş sendromuna giren çocuğun davranışları karşısında öncelikle ebeveynler olarak bizlerin durumu kabullenip, güçlü olmamız gerektiğini anlamalıydık.
  • Kızımın ağlamaları sıklaşmaya başladığı bu dönemde yapmaya çalıştığımız şey, ağladığında onun dayanabileceği bir omuz olduğumuzu göstermek oldu. Bize güvenebilirdi, onu anlamaya gayret ediyorduk ve yaşadığı sorunu dinleyip anlamaya çalışıyorduk. Çoğu zaman dizlerimizin üstünde onun seviyesine inip konuşmaya çalıştık.
  • İnatlaşmaktan mümkün olduğunca uzak durmaya çalıştık. Çocuklar bu dönemde herhangi bir olay karşısında inatlaşmaya çok müsaitler. Bu durumlarda genellikle alternatifler de sunarak inatlaşmaya sebep olan konudan farklı bir konuya yönlendirmeye çalıştık.
  • Hayır kelimesi aslında çocuklar için bir inatlaşmanın sonucunda kullandıkları bir kelime olmaya başlıyor. Hayır kelimesini ard arda duymaya başladıktan sonra kızımın bir inatlaşma içine girdiğini anlayıp konuyu uzatmamam gerektiğini anlıyordum. Bazen sessizlik de iyidir.
  • 2 yaş sendromu konusunda en zorlandığımız konulardan birisi kesinlikle kardeş kıskançlığı yüzünden kızımın, oğluma uyguladığı şiddete engel olmaya çalışmaktı. İnanın bu konuda çok kez kendimizi başarısız hissettik ama sabırla çözüleceğine inanarak yılmadan, usanmadan uğraştık. Öncelikle kardeş kıskançlığı başlı başına bir yazı konusu ve bunu başka bir yazıda ele almayı düşünüyorum ama en özet haliyle yapmaya çalıştığımız şey; gerçekten adaletli olmak, taraf tutmamak, bir tarafı haklı haksız ilan etmemek oldu. Ayrıca birbirlerine vurmaya başladıklarında çok kararlı ifadelerle ayrılmalarını ve kendi belirledikleri bölgelerinde oynamalarını söyledik. İnanın hiç yılmadan, öfkelenmeden bu konuda ısrarla uğraştık ve son birkaç aydır fark ettim ki çok ciddi yol katettik.
  • Başarısızlık hissini hala zaman zaman başka konularda yaşamaya devam etsem de bu hayatta öğrendiğim bir şey varsa o da çocuklarımı diğer çocuklarla kıyaslamayı bırakmak oldu. Herkes bunu sözde söyler ama çocuğunuzla yaşıt bir çocuk yan yana geldiğinde ister istemez kendinizi kıyaslarken bulursunuz. Bunu yapmayın demeyeceğim elbette diğer çocukların gelişimini değerlendirirken sizin çocuğunuzun yapmadığı şeyler varsa burada bir eksiklik olduğunu düşünmeyin. Emin olun sizin çocuğunuz da başka bir konuda diğer çocuğa göre bazı şeyleri farklı yapıyor. Diğer türlü biz yetişkinler de aynı tip insan olurduk değil mi? 🙂
  • Bir de daha önce de bahsettiğim üzere o kadar verdiğiniz emeğin boşa gittiğini görmek ya da böyle düşünmek de insanı başarısız hissettiriyor. Yani 2 yaş sendromundan önceki o mutlu çocuk gidip yerine aksi ve mutsuz çocuğu gördüğünüzde sakın ama sakın kendinizi suçlamayın bu olağan bir süreç ve yaşanması gerekiyor.
  • 2 yaş sendromunda her duruma karşılık sayfalarca örnek verebilirim ancak en son maddede söylemek istediğim bir şey var. 2 yaş sendromunu yaşadığınızda öncelikle siz güçlü olmalısınız. Çocuklar güçlü ve dayanabileceği bir anne baba görmek ister karşısında, sabırlı olmalısınız sonra. Öfkenizi kontrol etmeli ve duygularınıza yenilmemelisiniz. Anlayışlı olmaya çalışmalı, çocuğunuzun gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamalı ve onu gerçekten dinlemelisiniz. Kolay olduğunu elbette söyleyemem ama çaba sarf etmek gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak; Merak etmeyin bunu yaşayan ilk aile siz değilsiniz, son da olmayacaksınız. Hayat her zaman tozpembe değil ve çocuk gelişiminde zaman zaman zorluklar yaşayacağız ama enseyi karartmamak lazım. Çaba gösterip elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret edeceğiz 🙂

Share This: