Günlerdir babalar günü vesilesiyle televizyonlarda, radyolarda ve internette konuyla ilgili birçok şey karşıma çıkıyor. Günümüzde ideal babanın nasıl olması gerektiğine dair dilek ve temennilerle birlikte, annelerin, babalığın nasıl olması gerektiğine dair fikirlerini okuyor, haklı serzenişlerini izliyorum. Özetle toplumsal eşitlik adına birçok haklı değerlendirmeler görüyorum. Tüm bunları gördükten sonra bir baba olarak kendi değerlendirmemizi yapmamız gerektiğine karar verdim.

Baba olmak nedir? Babalık, her sorulduğunda göstermek üzere yanımızda taşıdığımız bir kimlik mi? Anneye sadakat mi? Yardımlaşmak mı? Yardım edince iyi baba oluyor, çocuğa çikolata alınca kötü mü oluyoruz? Babalığın bir tanımı net ve kesin mi? Baba olarak sorumlu hissetmeli miyiz? Öyle ya biz neyiz?

Öncelikle Baba kimdir? Baba nedir? bu konuya açıklık getirelim. Sanılanın aksine babalık tanımını öncelikle çocuk üzerinden yapmayacağım. Babalık, ilk olarak kadına, yani eşinize saygı göstermekle başlar. Eşine saygı ve sevgi gösteren bir erkek, babalığın ikinci yetkin tanımına geçiş yapmaya hak kazanabilir. Eşine saygı duyan, çocuğunun yalnızca maddi ihtiyaçları değil manevi ihtiyaçlarını da anlamaya çalışan, çocuğuyla ilişki ve iletişim kuran, çocuğunun benliğine, duygu ve düşüncelerine saygı gösteren, baba kimliği ve rolü gereği evdeki otoritenin simgesi olabilen, bağırmayan, sabırlı ve en önemlisi sevgisini çocuğuna gösteren her erkek bir babadır. Benim açımdan babalığın tanımı için asgari şartlar bunlardır. Üzerine birçok ekleme yapmamız elbette mümkündür. Herkes arzu ettiği ideal babayı tanımlayacaktır.

Bu tanım karşısında babaların sorumlulukları nelerdir? Bir baba tanımını üzerimizde taşıyorsak neler yapmalıyız? Olası etkileri nelerdir?

  • Öncelikle çocukla iletişim kurulmalıdır. Çocukla iletişim kurmak akşam eve geldiğinizde çocuğa günün nasıl geçtiğini sormak ve istediğiniz olumlu yanıtı almak değildir. İletişim çift taraflı ve etkileşimli olan soru cevap şeklinde kurulan ve bireylerin birbirini anlamaya çalıştığı bir eylemdir. Dolayısıyla çocukla iletişim kurmak için en basit tanımıyla sohbet etmek gerekir.
  • Çocukla vakit geçirmek gerekir. Bir AVM’ye gidip istediği oyuncağı almak çocukla vakit geçirmek değildir. Aynı iletişim kurmak gibi çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda birlikte oyun oynayabilmeyi gerektirir ve evet bunun için çoğu zaman sabırlı ve yaratıcı olmak gerekir.
  • Birlikte vakit geçirmek, bir babanın çocuğunu tanımasını sağlar. Çocuğun erdemlerini, kötülüğünü, umutlarını ve korkularını, istek ve ideallerini çocuğuyla yeterince zaman geçirilerek keşfedilebilir.
  • Çocuğun bakım ve ihtiyaçlarını karşılamak gerekir. İhtiyaç, illaki bebeğin bezini değiştirmek anlamına gelmez. Çocuğun kirlenmiş çamaşırlarının makineye atılması ve kuruması için askıya asılması da bir örnektir. Özetle, çocuk merkezli yapılacak her eylem çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması anlamına gelmektedir. Bez değiştirmeye takılmayalım sadece.
  • Eşine saygı ve sevgi göstermek de çocuğa karşı olan da bir sorumluluktur. Yapılan araştırmalar babaların, bir baba ve bir koca olma rolünü “paket anlaşma” olarak anlama eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, evlilikte çatışma varsa bu durumda baba-çocuk ilişkisi zayıflamaktadır. Güçlü bir ebeveynlik ittifakı kurulması, çocukların da gelişimine önemli katkı sağlayacaktır.
  • Bir babanın anneyle olan ilişkisinde sergilediği erdemler, çocuklar için önemli bir örnek teşkil eder. Sevgiye, saygılı ve fedakârlığa tanık olan çocuklar gelecekteki eşlerini de buna göre seçmeye daha yatkındır.
  • Okul çağındaki bir çocuğun okul başarısını takip etmek, çocuğa eğitim hayatında destek olmak, okula götürüp getirmek, öğretmenleriyle iletişim kurmak, sorunların merkezinde olmak gerekir. Babalar çocuklarının eğitim faaliyetlerine katıldığında, çocukların akademik olarak başarılı olma olasılığı daha yüksektir. Bu durum, çocuklarla okumaktan ev ödevlerine yardım etmek veya ana-baba-öğretmen toplantılarına katılmak için çeşitli şekillerde olabilir.
  • İki ebeveynin, ebeveynlik yükünü paylaşabilmesi gerekmektedir. Disiplin genellikle zor ve sinir bozucu bir olgudur. Bundan dolayı, babalar, çocuk disiplinin önemli bir kısmını üzerine alarak, ailedeki herkes için çocuk yetiştirmeyi kolaylaştırabilirler.
  • Babalar çocuklarını nasıl disipline etmelidir? Her şeyden önce, bir babanın duygularını, beden dilini ve ellerini kontrol etmesi gerekir. Çocuklarına bağıran, veya çocuklarına saldıran babalar, kötü davranışları modellediği için çocuklarının saygısını kaybederler ve başarısız olmaya mahkumdurlar. Dolayısıyla bir baba olarak en önemli sorumluklardan birisi öfkenin kontrol altına alındığı, sabırlı bir birey olmaya gayret edilmesi gerekmektedir.
  • Babaların çocuklarının yaşamlarında hizmet ettikleri bir diğer önemli işlev, evin dışındaki dünyaya rehberlik etmeleridir. Çocuklar okula başladığı sırada çocuklarına okullarındaki kendi deneyimlerinden bahsedebilir ve onlara sıkı çalışmaya, onlara para yönetimi hakkında bilgi vermeye ya da çocuklarına ekip çalışması hakkında bilgi vererek teşvik edebilirler.
  • Çocuklar ile üretken görevler gerçekleştirmek (temizlik, çamaşır yıkama veya çalışma gibi) çok önemlidir. Bu tür paylaşılan faaliyetler, çocuklara sorumluluk ve benlik saygısı kazandırmaktadır. Ve uzun vadede, babayla birlikte yararlı faaliyetlerde bulunmak, çocukların okulda başarılı olmalarına ve yaşayabilmelerine, psikolojik refaha daha fazlasına sahip olmalarına yardımcı olabilir.

Bu maddeler daha fazla artırılabilir elbette. Ancak asgari düzeyde bir babanın yapması gereken nedir sorusuna bulduğum yanıtları özetlediğimde ortaya çıkan tabloyu paylaşmak istedim.

Bu noktada sizlerin de babalık tanımına ilişkin değerlendirmelerinizi paylaşabilirsiniz. Öyle ya hayat paylaştıkça güzel 🙂

Share This: