Bilgili Baba

Babalık tecrübelerini paylaşan bilgili bir baba

Babalık Üzerine, Hayata Dair

Çocuklarımdan Öğreniyorum

Ebeveyn kimliklerimizle çocuklarımıza çok şey öğretiyoruz ya da öğrettiğimizi sanıyoruz. Peki, bizler çocuklarımızdan bir şey öğrenmiyor muyuz? Bir baba olarak uzun zamandır aklımı kurcalayan bir soru oldu bu ve sonra fark ettim ki onlar sayesinde kendimde yeniden keşfettiğim yönlerim oldu.

Masumiyet ve çocuk kelimeleri birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları gibi gelir bana hep. Masumiyetin altında önyargısız olma, huzur hali, beyaz kalma, zarar görmemişlik var. Duru ve saf olma hali diyebiliriz. Hayat karmaşasında ve stresi içerisinde koştururken, insanlara karşı geliştirdiğimiz önyargılarımız ve etiketlemelerimizden kurtulabilmenin yollarından biri de çocukların bu masumiyetinde yatıyor. Çocuklar, insanların kimliklerinden, cinsiyetlerinden, renklerinden bağımsız olarak herkese aynı eşit yakınlıktalar. Biz de çocukken böyle değil miydik? Ne oldu da değiştik ve kendimizi korumak adına bizden olmayanı ötekileştirmeye başladık? Belki ailemiz, belki de yaşadığımız çevremiz belki de toplum bizi değiştirdi ama bir şey olduğu kesin. Peki, yeniden çocuk masumluğunda olabilir miyiz? Polyannacılık oynayalım demiyorum ama önyargılarımızdan kurtulmak için bir fırsatımız var diye düşünüyorum. Çocukların olaylara ve kişilere karşı yaklaşımları kendi içimizdeki masumiyeti yeniden bulmamızı sağlayabilir.

Çocukları anlayabilmenin ve onlara doğru bir şekilde yardımcı olabilmenin önemli yollarından birisi de empati kurabilmek. Çocuklar her zaman yaşadıkları zorlukları doğru ifade edemeyebiliyorlar dolayısıyla içinde bulundukları zorluğu anlayabilmenin yollarından biri de kendimizi gerçekten çocuğumuzun yerine koyabilmekten ve güçlü bir empati kurabilmekten geçiyor. Peki, ben bu konuda her zaman başarılı olabiliyor muyum? Hayır, ama en azından çaba sarf ediyorum ve günden güne bu konuda daha da başarılı olabildiğimi söyleyebilirim. En önemlisi, eskiden “Bu kesin böyledir.” diye küstahlaştığım her yanımı daha da körelttim. İlla bir sözüm olacaksa uzun bir empati süzgecinden geçmem gerektiğini biliyorum.

Ben her zaman dışa dönük bir insan oldum. Yani insanlarla iletişim kurmanın zorluğunu çok yaşamadım. Ancak utangaç bir insan olmadığım halde bir tarafım hep utangaç kalmıştır. Öyle umursamadan dans edemem mesela ya da edemezdim diyeyim. 🙂 Yaptığım dans figürlerinden utanırdım “ya komik dans ediyorsam, ya dalga geçerlerse” diye kaygılanırdım. Çocuklarımız olmadan önce oyun da oynayamazdım. “Aman haa rezil oluruz kazık kadar adamım ben ya, ne oyunu aman haaa…” Şimdi bunlar zerre umurumda değil. Gram umursuyor ve utanıyorsam ne olayım. Çocuklarımla evde, dışarıda beraber yaptığımız anlamsız dans figürlerini ve beraber yaptığımız oyunları görseniz gülersiniz, biz de gülüyoruz 🙂 Gülelim zaten, gülmek güzel bir şey. 🙂

Biz sülalece sabırsızlığımız ile ünlüyüz 🙂 Aile büyüklerimizden, en küçüğümüze sabırsız ve aceleci tipleriz ve bu yüzden başımıza gelmeyen kalmadı.  Ancak çocuklarımız olduktan sonra bu durum bende değişlik göstermeye başladı. Çocuklarımı izledikçe, onlardan sabretmeyi de öğrendim. Dışarı çıkarken çocukların ayakkabısını giymesini beklemekten tutun da dışarıda bir yere giderken bir çiçeği ya da böceği merakla incelemelerini de sabırla bekler oldum artık. Gideceğimiz yere yarım saat daha geç gidelim çok da mühim değil.  Onların kendi dünyalarında gösterdiği sabır, hayatı keşfetmeleri ve kendi deneyimlerini elde etmesi bir yere zamanında gitmemizden çok daha kıymetli.

Çocuklar büyürken onların kendi dünyalarını keşfetmelerine fırsat sağlarken biz ebeveynler de gelişiyor ve değişiyoruz. Ancak böylece çocuk gelişimi, ebeveyn gelişimi ile beraber doğru sonuçlar veriyor. Peki, sizlerin deneyimlediği ya da fark ettiği değişimler neler oldu? Çocuklardan neler öğrendiniz? Hayatınızda neleri değiştirdiniz?

Share This:

1 Comment

  1. Serkyilmaz@hotmail.com

    Tesekkurler, guzel yazi.

Leave a Reply