Daha önce yazdığım Çocuklarla Birlikte Arabayla Seyahat Etmenin Püf Noktaları ve Çocukla Birlikte Uçak Yolculuğunun 15 Püf Noktası yazılarına ilave olarak son yaptığım paylaşımlar sonucunda çocuklarla gezmek konusunda bir yazı daha yazmaya karar verdim.

Çocuklu hayatımızdan önce de çok gezen bir çift olarak bize “Çocuklar olunca görücem sizi 5 yıldızlı oteller dışında bir yere gidemeyeceksiniz” diyen çok kişi oldu. Sanki herkesin 5 yıldızlı otele gidebilecek imkanı varmış gibi. “Neden?” diye sorduğumuzda ise bize “çocuğun ihtiyaçlarını” işaret ettiler ve başka çaremiz olmadığını üzerine basa basa söylediler. O zamanlar bu yaklaşım şeklini anlayamasam da insanların ısrarları sonucunda vardır heralde bir bildikleri diyerek hak vermeye çalışıyordum ama bir taraftan da insanların argümanları hiç mantıklı gelmiyordu.

Herkesin tatil anlayışı elbette farklı, bütün yıl çalışıp tatilde her şey elinin altında olsun isteyen de var, kültür turizmi yapan da var, bizim gibi her telden çalan da. Dolayısıyla bu iyidir, bu kötüdür demek yanlış. Ancaaak tatili tatil yapan şeylerden birisi de çocuklarınızla nitelikli zaman geçirebilmek. 5 yıldızlı otelde de nitelikli zaman geçiriyorum ben diyenler olabilir, saygı duyarım. Ancak binaların arasına sıkışıp kalan bir beyaz yakalı olarak yine başka bir binanın gölgesinde tatil maksadıyla çocuklarımla o nitelikli zamanı geçiremem. Eşim ve ben tatil yapmayı sadece dinlenme olarak değil dünyayı, doğayı hatta kendini tanımanın yollarından biri olduğunu düşünüyoruz ve çocuklarımıza da bunu vermeye çalışıyoruz. Bunun öyle parayla pulla da alakası yok. Paran olsa da olmasa da amacın buysa bir çözümü buluyorsun.

Ayrıca turizmin bu kadar gelişmediği dönemde, yani bizim çocukluğumuzda kendi ailelerimiz ne yapıyordu diye düşünürken buldum kendimi öyle ya 5 yıldızlı oteller bu kadar yoktu daha. Sonra kendi çocukluğumdaki tatiller geldi aklıma. Ben devlet memuru bir ailenin çocuğuyum, yani yazdan yaza 15 günlük izin alabilen annem, babam vardı benim. Bu şu anlama geliyor: Tüm yıl yapamadığın tatili bu 15 günde yapabilmelisin. Dolayısıyla çocukluğumda tatiller hem çok yorucu hem de çok keyifli geçerdi. Şimdi bana 2 çocukla nasıl böyle geziyorsunuz diye şaşıranlar için kendi çocukluğumda ailemle yaptığım tatilleri anlattığımda hak veriyorlar. Tam da yeri gelmişken bir anımı anlatmak istiyorum. 90’lı yılların başında tahminen en fazla 11-12 yaşlarımdayken ailemle ve kendi arabamızla Sinop’dan başlayan ve Artvin’de biten bir Karadeniz turu yaptık. O dönem öyle yollardan gittik ki sağımız dağ, solumuz uçurum olan yollardan geçtiğimi biliyorum. Neyse, bu gezide Trabzon’daki Uzungöl’e de gittik ve gezimizi tamamladıktan sonra gölün kenarındaki restoranların birinde yemek yerken annem birden garsona dağa doğru giden toprak yolun nereye gittiğini sordu. Adam bize bu yolu devam edersek Bayburt’a kadar gidebileceğimizi söylediği anda annem: “Aaa Bayburt mu? hadi gidelim” dedi.J Babam, ablam ve ben annemi ikna etmeye çalışırken dağ yoluna çoktan girmiştik bile. Ne kadar süre gittik, ne yaptık inananın hatırlamıyorum ama artık yol bile diyemeyeceğimiz bir yerden giderken sislerin ardında beliren bir köylüyü görüp bundan sonra yolun bozuk olup olmadığını sorduğumuzda, Karadeniz şivesiyle adamdan aldığımız cevap aynen şu oldu: “Ablacım buraya kadar gelebilmişsen bundan sonrasını da gidersin yol olsa ne olur olmasa ne olur” cevaptaki yaratıcı zekaya bakar mısın J adam haklı, oraya kadar çıkmışsın hadi döneyim desen dönemeyecek durumdasın ama halen soruyorsun bu yol gidilir mi diye. Hayır, şimdi düşünüyorum annemde gerçekten iyi bir cesaret varmış. Cep telefonun olmadığı zamanlar başımıza bir şey gelse ne yaparız? Teknoloji filan da yok ilginç geliyor şimdi bana ama o dönem teknoloji gelişmediği için bunu da düşünmemelerini normal buluyorum. Bu cehalet ya da düşüncesizlik filan da değil aksine bu hayatta tanıdığım en mantıklı insandır annem ama maceracı ve gezgin bir ruha sahipsen bunları düşünmüyorsun işte. Amaç gezmek ise gözünü karartıyorsun. Hikayenin sonu şöyle bitti. Biz gerçekten Bayburt’a gittik ve Çoruh nehrinin yanında çayımızı içip yemeğimizi yiyip normal kara yolundan tekrar Trabzon’a geri döndük. 🙂

Şimdi bunları yaşamış biri olarak ben 5 yıldızlı otele gider miyim hiç sanmıyorum. 🙂 İnsan çocukken kendi ailesinden neyi görüp, deneyimliyorsa yetişkinlikte de bunu devam ettiriyor bu çok net. Eşim de aynı benim gibi gezgin bir ruha sahip olduğu için çocuklarımız olduktan sonra da gezmeye hep devam ettik ve ara vermeyi de hiç düşünmüyoruz.

Çocukla gezmek konusunda endişesi olanlar olabilir kesinlikle anlıyorum ama bir söz vardır: “Eşek gibi taşırım, kral gibi yaşarım.” diye 🙂 Her türlü ihtimali düşünerek yanınıza alacağınız eşyaları, ilaçları, kıyafetleri planlayıp tatile gidebilirsiniz, bu hiç de zor değil. Evet, yorulursunuz ama bir kez tadına varınca hep gezmek isteyeceksiniz üstelik bu sefer valizleriniz de daha hafif olacak 😉

Share This: