İkinci çocuk kararını; ilk çocukta yaşadıklarınız sonucunda karar vermenin daha doğru olduğunu söylerler. Bu kısmen doğru kısmen de yanlış. Doğru olan kısmı; ilk çocuğun sizi hangi koşullarda ne kadar zorlandığına göre değişiyor. Yanlış olan kısmı ise ikinci çocuk kararı için hiçbir koşul ve şart olmamalı. İkinci çocuk istiyorsanız bir koşula bağlamazsınız diye düşünüyorum.

Ancak ikinci çocuk kararını verirken de ilk çocukla aralarında ne kadar yaş olması gerektiği hep bir tartışma konusudur. Bu kararı vermek için öncelikle bazı koşullara bakmak gerekiyor sanırım.

– Gerçekten ikinci çocuğa hazır olup olmadığınız. Yani ilk çocukta yaşadığınız deneyimleri tekrar yaşamaya hazır mısınız?

– İkinci çocuk olacaksa babanın çocuk bakımı konusundaki anneye yardımı çok önemli. Sadece annenin tek başına sorumluluk almasını beklemek bana çok bencilce geliyor.

– Her iki ailenin de sizlere destek olma imkanı var mı? (Mutlak şart değil ama olsa harika olur 🙂 )

– Etrafınızdaki iki çocuk sahibi ailelerin deneyimleri önemlidir. Mutlaka kardeşler arasında yaşları yakın yada çok olan aileler ile ayrı ayrı görüşebilirsiniz.

gibi öncelikle üzerinde durulması gereken konular bulunuyor aslında. Bunların hepsinin ötesinde esasen zihin olarak 2.çocuğa hazır olmak gerekiyor. Eğer hem anne hem de baba zihin olarak 2.çocuğa hazırsa çocukların arasındaki yaşın ne olması gerektiği bence önemsiz bir konu.

Benim 2 çocuğum arasındaki yaş farkı tamı tamına 20 ay. Bu 20 aylık fark neticesindeki kendi deneyimlerimi özetlersem;

– İkinci çocuk doğduktan sonra evdeki ilk çocuğun gözdeliği doğal yollardan sona eriyor. Bunun sizin ikinci çocuğa ilgi duymanız yada daha çok sevmeniz gibi bir durum ile hiç alakası yok. (kaldı ki olmamalı da zaten 🙂 ) İlk çocuk evde yaşanan bu değişimi hemen fark ettiğinden doğal olarak bir yalnız olmadığı düşüncesini kabullenmeye başlıyor. Bknz. KISKANÇLIK 🙂

– Evet kıskançlık ikinci çocukla birlikte baş etmeniz gereken önemli konulardan birisi. Kızım henüz 20 aylıkken oğluma ilk başta çok sevgi gösterse de birkaç hafta içinde işler hızla değişti. Kıskançlık dolayısıyla büyüğün küçüğe zaman zaman zarar vermesi gibi olaylarla karşılaştık. Bu konuda onca araştırma, okuma ve tavsiye almamıza rağmen önüne geçemediğimiz zamanlar oldu ama nihayet çözdüğümüzü düşünüyorum.

– Karşılaştığımız zorluklardan biri de büyük çocuğun hiçbir şekilde ikinci plana düşmediğini göstermeye çalışmak oldu. Bu konuda gerçekten kontrollü olunması lazım. Kimse evlat sevgisini ayırmaz ama eve gelen yeni bebeğin ihtiyaçları daha fazla olacağından ilgi de ister istemez ikinci çocuk üzerinde daha fazla olacaktır. Burada babalara çok görev düşüyor. Anne bebekle ilgilendiği durumlarda baba mutlaka büyük çocukla ilgilenmeli ve ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Ya da tam tersi olmalı. Büyük çocuğun bakımını ve ihtiyaçlarını da asla ikinci plana atmamak gerekiyor.

– Eşim ikinci çocuğa hamile olduğu dönemlerde insanların bakışları ve fısır fısır konuşmaları ilk başta çok rahatsız etse de insan her şeye alışıyor 🙂 Bu konuyla ilgili yaşadığımız o kadar çok olay var ki inanın bir kitap olur. Hiç tanımadığımız bayanların yolda yürürken yanımıza gelip, alenen kazayla mı yoksa isteyerek mi olduğunu soranlardan tutun da neden bu kadar yaş farkı olduğunu sorana kadar çeşit çeşit insanla karşılaştık. Evet insanlar gayet aleni bir şekilde sorabiliyor 🙂

– Eğer çocuklarınız arasında yaş farkı çok az ise etrafınızdaki insanlara ikinci çocuğu gerçekten istediğinizi inandırmak zorunda kalabiliyorsunuz. Nedense insanlar bu konuda pek anlamak istemiyorlar. İkinci çocuğumuzun olmasını isteyemez miyiz 🙂 kime ne yahu 🙂

– İkinci çocukla birlikte ilk çocukta yaşadığınız endişe ve kaygılarınız azalıyor. Bunun sebebini çok çözebilmiş değilim ama eşimle bu konuda cevaplar bulmaya çalıştığımızda sanırım ikinci çocuk ile esasen sorumluluklarınız daha fazla arttığı için hayatı kendinize kolaylaştırmanız gerekiyor. İlk çocuktaki gibi her şeye takıldığınızda hayatı kendinize çok zorlaştırabiliyorsunuz. Burada bahsettiğim hijyen, bakım ve ihtiyaçların karşılanmasındaki yüzeysel olunması değil ilk çocukta gereğinden fazla özendiğiniz olaylara daha normal yaklaşmaya başlıyorsunuz.

– Son günlerde eşimle hep hayalini kurduğumuz sahneleri yavaş yavaş yaşamaya başladık. Çocukların yaşları yakın olduğu için ve küçük olan artık yürümeye başladığı için artık birlikte çok güzel oyun oynamaya başladılar. Yaş farkının az olmasında bence en önemli etken oyunda oluyor. Birbirleriyle çok güzel oyun oynayabiliyorlar.

– Kızımla oğlumun gelişim sürecini takip ettiğimde çok net olarak şunu söyleyebilirim ki küçük olan oğlum kızımın gelişim sürecine göre daha hızlı. Bir çocuğun önünde başka bir örnek olduğunda bazı şeyler daha hızlı gelişiyor. Örneğin ilk çocukta katı gıdaya geçiş sürecimiz daha sancılıyken oğlumda çok kolay bir geçiş süreci yaşadık. Mesela oğluma pipetten su içmeyi biz öğretmedik bir şekilde ablasını izlerken öğrenmiş. Pipeti bir kere ağzına götürmemizle kendisi çekmeye başlamıştı 🙂

– Şu cümle hayatımızın düzenli ve sürekli bir parçası haline geldi: “Sizin de işiniz çok zor.” Yahu biz hayatımızdan son derece memnunuz ve gayet güzel baş edebilirken neden herkesin sürekli zorlandığımızı düşünerek bu cümleyi kuruyor olduğu konusunda bir sonuç elde edemedik. Evet zor dahi olsa biraz olsun destek olunsa ya 🙂 Mesela işiniz çok zor cümlesinden daha çok “Şu an zorlandığınız şeyler vardır eminimim ama merak etmeyin ileride daha rahat edeceksiniz” cümlesi daha yapıcı 🙂

– İkinci çocuktan sonra öyle eşler arasında küslük müslük olmuyor net söyleyim. Trip attığın her gün çocuk bakımı konusunda daha fazla zorluk yaşıyorsun. Evet hayatta eşinizle her konuda mükemmel anlaşamayacaksanız ve zaman zaman küslükler de olabilir ama çocukların bakımı ve ihtiyacı her şeyin ötesinde. Dolayısıyla bir problem varsa hızlıca çözmek en sağlıklı yol.

– Elbette herkesin yaşadığı zorluklar, problemleri küçümsemek gibi bir niyetim yok ama hem tek çocuk hem de iki çocuk büyüten bir aile olarak söyleyebilirim ki. Tek çocuğa bakmak inanın daha kolay. Tek çocuklu ailelere her zaman söylerim: “Lütfen hayatı kendinize zorlaştırmayın.”

İki çocuklu kalabalık bir aile olmanın çok güzel yanları olduğu gibi elbette zorlukları da var. Hayat her zaman toz pembe değil. Gecenin bir zamanı çocuklardan biri ağlamaya başladığında diğer çocuğunda uyandığı zamanda insan işin toz pempe tarafında çok kalamıyor 🙂 ama olsun her şeye rağmen kalabalık bir aile olmanın mutlu ve güzel tarafları daha fazla..

Share This: