2 Yaş sendromu yazımda bahsettiğim gibi kardeş kıskançlığı bizim evimizde çözmemiz gereken en kritik konulardan birisi oldu. Oğlum dünyaya gelmeden önce kendime bir söz vermiştim. Her ne olursa olsun çocuklarımdan birisi diğerine göre ilgisiz kalmayacaktı. Her ne olursa olsun adaletli kalabilmek için kendime sözler verdim ve inanıyorum ki tuttum da. Bana göre kardeş kıskançlığının önüne geçebilmenin en kritik konularından birisi adaletli olabilmek. Tabiki evlat ayrılmaz, tabiki adaletli olunur ancak bir taraftan da ister istemez terazinin dengesini bulamadığınız zamanlar oluyor. Özellikle kardeşler arasında fiziksel şiddet olduğu durumlarda bir yetişkin olarak duygularına yeni düşebiliyorsun. Ancak zamanla fark ettim ki kıskançlık en doğal duygu kardeşler arasında. Anne baba olarak kendini suçlayacak bir durum da yok ve ebeveyn olarak biz yalnızca adil davranmaktan sorumluyuz.

Kardeş kıskançlığını çözebilmek için neler yapabileceğimizi düşünürken adaletli olmanın yanında aslında önce empati kurmamız gerektiğini ve bu konuda gerçekten kızımın neler hissettiğini anlamak zorunda olduğumuzu fark etmiştim. Tam da bu dönemde uzman birisinin bir televizyon programında kardeş kıskançlığı için verdiği örnekle karşılaştım. Örnek aynen şuydu: Evlisiniz, eşiniz sizi çok seviyor ve mutlu bir evliliğiniz var.  Zaman zaman problemler yaşıyorsunuz ama bunlar öyle büyük sorunlar değil. Derken, günün birinde hiçbir şey yokken eşiniz çok mutlu bir şekilde kapıdan girerek yanında bir başkasını getiriyor ve yanındaki kişinin yeni eşi olduğunu ama sizin de eşi olarak kalabileceğini söylüyor. Ne hissedersiniz?

Bu cümle ile resmen beynimden vurulmuşa döndüm. Kızımın yaşadığı duyguları bir yetişkinin yaşadığı duygular kadar yoğun olduğunu anladım. İşte o andan itibaren kardeş kıskançlığı ile ilgili gerçekten çocuklarımın neler yaşadığına dair bir nebze olsun empati kurma şansını bulabildim.

Kardeş kıskançlığında yine okuduğum kaynaklardan birisinde de şunu yazıyordu: Eve yeni gelen bebeğin ihtiyaçları dolayısıyla ebeveynler farkında olmadan bebekle daha çok vakit geçirirler ve büyük olan çocuk ikinci plana düşebilir. Bunu engellemek için babaların rolü çok kritik. Anne, bebek ile ilgilenirken baba da mutlaka çocukla vakit geçirmeli ve büyük çocuğun ihtiyaçlarına yönelik davranmalıdır. Dolayısıyla bu noktada biz babalara çok önemli görevler düşüyor. Evdeki kardeşler için bir denge bulacaksak öncelikle bu dengeyi anne ve babanın yakalaması gerekiyor. Özetle babalar da oyunun bir parçası olmalı aksi durumda anne tek başında bu oyunda dengeyi sağlayabilmek için çok daha fazla zorlanacaktır.

Peki, biz kardeş kıskançlığını çözerken nelere dikkat ettik;

  • Kızımızı hiçbir zaman ikinci plana koymadık. Hatta oğlumun eve geldikten sonraki ilk zamanlarda kızımla her zamankinden daha fazla vakit geçirmeye başladım diyebilirim. Eşim oğlumla ilgilenirken ben her zaman kızımın yanında olmaya gayret ettim ya da tam tersi oldu.
  • Bir gün eve gelip kapıdan içeri girdikten sonra ilk oğlumu sevdiğimde kızımın yüzündeki o bakışı hiç unutmuyorum. Bir denge bulmak zorunda olduğum için o günden sonra eve girdiğimde her zaman önceliği kızıma verdim ve sanki oğlum yokmuş gibi önce kızımla sarılıp, konuşup vakit geçirdikten bir süre sonra oğlumu kucağıma alıyordum. Tabi kolay değil bir taraftan da başka bir dünya tatlısını sevmek için sabırsızlanıyorsun ama yapacak bir şey yok bir denge yakalamak zorundaydım.
  • Şimdilerde ise ikisini de aynı şekilde ve aynı zamanda sevmeye özen gösteriyorum. Birini öpüyorsam hemen diğerini de öpüyorum. Biriyle sohbet etmeye başladığımda diğer çocuğumu da sohbete dahil etmeye çalışıyorum. Yani birinin diğerine göre hiçbir zaman dışarıda kalmamasına özen gösteriyorum.
  • Bir dönem kızımın kıskançlığı dolayısıyla kardeşine zarar vermesine engel olmakta çok zorlandık ve böyle devam etmesinden de çok fazla endişelendiğimi hatırlıyorum. Özellikle bu dönemde kızım herhangi bir şekilde kardeşine zarar verecek bir harekette bulunduğunda sakinliğimizi korumaya çalışıp, tepki göstermemeye özen gösterdik. Eğer sakinliğimizi korumayıp tepki verseydik yangına körükle gideceğimizi çok iyi biliyorduk. Gerçekten hiç abartmıyorum her seferinde sakin bir ses tonuyla ve kızımın hizasına eğilerek “biz bu evde kimseye zarar vermiyoruz, biz birbirimize vurmayız. Lütfen sen de kardeşine zarar verme olur mu?” diyerek yaptığı şeyin doğru olmadığını anlatmaya çalıştık ancak dediğim gibi bu bir parmak sallama ya da ders verme olarak değil sakin bir ses tonuyla iyi niyetimizi anlatma gayretiydi. Bunun hiçbir işe yaramadığını sandığım zamanlar oldu ama inanın aylar sonra işe yaradığını gördük. Şu an kızım gerçekten kardeşine kolay kolay zarar vermiyor.
  • Tabi oğlum artık yavaş yavaş ayaklanmaya ve kızıma karşılık vermeye başlayınca işler daha da rayından çıkmaya başladı. Bu tip durumlarda da hiçbir zaman taraf tutmamaya ve daha önce kızıma ne söylüyorsak iki çocuğumuza birden aynısı söylemeye devam ettik. Bunu yaparken doğrudan biriyle göz teması kurmadan sanki ortaya konuşuyormuş gibi olmasına da gerçekten özen gösterdik.
  • Bir diğer dikkat ettiğimiz konu ise kardeşler birbirine zarar verdiğinde çok net ifadelerle (net olmaktan kastım bağırmak değil elbette, kararlı bir ses tonu kullanmak) kendileri için sanal bölgeler belirleyip herkesin kendi bölgelerine çekilip orada oyunlarına devam edebileceklerini tembih etmek oldu. Bu kimi zaman “ama o benim bölgeme girdi” diyaloglarıyla uğraşmamıza neden olsa da çoğu zaman işe yaradığını söyleyebilirim.
  • Eşimle bu noktada yaptıklarımızın meyvesini aldığımız için artık kardeşlerin birbirilerine zarar vermesi çok ciddi oranlarda azaldı ve kıskançlık yerini anlaşamamazlıkların getirdiği tartışmalara bıraktı. Bu durumlarda her ne kadar zor olsa da fiziksel olarak birbirilerini ayırmadan önce sözlü olarak ayrılmaları gerektiğini söylüyoruz. Eğer bu yeterli olmuyorsa aralarına dalıp ayırıyoruz J Yalnız bunu yaparken sert ve hızlı olmamasına da özen gösteriyoruz. Amacımız kızmak ya da tepki göstermek değil sadece birbirilerinden uzaklaşmalarını sağlamak.
  • Son olarak söylemek istediğim şey ise; kardeş kıskançlığı yüzünden kardeşlerini birbirine zarar vermesi konusunda hangi taktikleri izlerseniz izleyin en önemli konu adaletli olduğunuzu gösterebilmekten geçiyor. Siz gösterdiğinizi sansanız da çocukların bu adaleti görüp görmediğini anlamak gerekiyor. Aksi durumda ne yaparsak yapalım bu kıskançlığın önüne geçmek pek kolay olmayacaktır. Dolayısıyla çocuklara karşı adaletli olurken kontrollü olmalı ve mutlaka sonuçlarını düşünerek hareket etmeliyiz.

Bu yazıyı yazarken yaşadıklarımızı hatırlayınca gerçekten diğer yazılarıma göre daha çok zorlandım diyebilirim. Kardeşler arasında bir denge bulmaya çalışmak ve adaleti sağlayabilmek gerçekten göründüğü kadar kolay olmuyor. Ancak en azında bu farkındalıkla elimizden gelenin en iyisini yaptığımızı düşünüyorum.

Sizler, kardeş kıskançlığı ile nasıl başediyorsunuz, bizim gibi taktikleriniz var mı? Sizi en çok zorlayan konular neler? Nasıl çözümler bulduğunuzu bizimle paylaşır mısınız? 🙂

Share This: