Prematüre bir bebeğimizin olacağını öğrendikten sonra hayatımız hiç eskisi gibi olmadı ama nelerle karşılaşacağımızı da hiç bilemiyorduk.

Günler ve haftalar geçtikten sonra artık 34. haftaya geldiğimizde kontroller haftada 3’e çıkmış durumdaydı. Hiç unutmuyorum bir cuma günü doktorumuza kontrole gittiğimizde bize “Hazırlanabilirsiniz, yarın doğumu gerçekleştireceğiz artık daha fazla risk alamayız.” demesiyle önce eşim itiraz etmiş olsa da, yakında gerçekleşecek bu doğumun başlaması gerektiğini eşim de kabullendi ve hep beklediğimiz o kritik süreç başladı.

Erken doğum riskini bildiğimiz için tüm hazırlıklarımızı çok öncesinden tamamlamıştık ama o gün telaş içinde unuttuğumuz birkaç şeyi daha aldık. O akşam ne ben ne de eşim doğru düzgün uyuyamadan ve ne kadar birbirimize fark ettirmesek de bir sürü endişe içinde sabah hastaneye gittik…

Doğum gerçekleşti. Bebeğimizin kilosu 1900 gram olarak tahmin edilirken, 2100 gr olarak dünyaya geldi ve doğumdan haftalar önce bebeğin akciğer gelişimini hızlandırmak için yapılan iğne sayesinde bebeğimiz hiç kuvöze bile girmeden doğrudan bizim yanımıza gelebildi ve biz bu süreci atlatabildik…

Ancak yine de bebeğimiz gelişimsel olarak prematüre olduğundan bu süreçte de belirli zorluklar yaşadık. İlk yaşadığımız zorluklardan birisi prematüre doğan bebeklerin çeneleri güçlü olmadığı için emmekte zorluk yaşarlar ve alışmaları için normale göre çok daha fazla çaba sarf edilmesi gerekir. Bu durum anne için de gerçekten kolay değildir, hem psikolojik hem de fiziksel anlamda yorucu bir süreçtir.

Bebekler doğumdan sonra birkaç yüz gram da olsa kilo kaybederler ve bu normal kiloda dünyaya gelmiş bir bebek için bile anne babalarda endişe konusu iken prematüre doğum ile dünyaya gelen bebeğimiz için durum daha da sıkıntılıydı. 2100 gr olarak dünyaya gelen kızım birkaç gün içinde 1900 grama düştü ve bunu kabullenmek oldukça sinir bozucuydu. Bebeğimizin çenesi güçlü olmadığından eşim bir taraftan emzirememekten yakınıyor ve bunun psikolojisi altında da iyice acı çekiyordu. Ben elimden geleni yapmaya çalışıyordum ama gerçekten çok zorlu bir süreç yaşadık. Onca sıkıntıya rağmen kızım da eşim de hiç vazgeçmedi ve sonunda ikisi de başardılar. Tabi kızımın beklenen gelişimi daha yavaş olduğu için ileriki aylarda mama takviyesine de başladık.

Ayrıca prematüre bebeklerde her şey yolunda gittiği durumlarda bile insanın asabını bozan bir şey varsa o da bebek için aldığın her şeyin büyük gelmesidir. Kızımız prematüre doğduğunda en zoruma giden şeylerden biri de bebek bezlerinin büyük gelmesiydi diyebilirim. Bu süreçte beni en çok sarsan olay ise tam da bu yazı için paylaştığım fotoğraftır. Bu ayakkabıyı ablam almıştı. Özellikle de prematüre olan bir bebek için günlerce aramış ve en küçük ayakkabıyı bularak hediye olarak getirmişti. Heyecanla paketi açıp ayakkabıyı kızımın ayağına denediğimizde ise ayağı ayakkabının içinde kaybolunca direncim çok kırıldı. Gerçekten çok sarsıldığım bir andı, insan içine ağlar ya işte tam olarak öyle…Ben “Olmadı abla bu ayakkabı bu da olmadı.” dediğimde ablam da ne diyeceğini bilemedi ve hepimiz bebeğimiz başında sessizce kaldık bir süre ve o an bu kareyi çekmek geldi aklıma. Hem unutmak istediğim hem de hiç unutmak istemeyeceğim bir an olarak kalmasını istedim. Ablam biraz moralimiz yerine gelsin diye uğraştığı halde yine zor bir an yaşamıştık. Hiç kızmadım ablama hiç kırılmadım. Nereden bilebilirdi ki…

Suçluluk duygusu da yaşıyor insan o süreçte “Bir yerde yanlış mı yaptık? Ne oldu da bebeğimiz prematüre olarak dünyaya geldi? Bu bizim elimizde miydi? Öyle ya bunun sebebi neydi?…” bu sorular hep zihnimizi meşgul etti. Çok yüklendik kendimize, çok sorguladık ama hayatta her şey vardı. Kabullenmek, yaralarımızı sarıp normale dönebilmek zamanımızı aldı ama üstesinden de geldik…

Prematüre bir bebeğin ebeveynleri olarak sen kendine yeterince yüklenirken bir de insanların destek adı altına yargılamaları ile uğraşmak da o süreçte oldukça zordu. İnsanların bitmek bilmeyen kıyaslamaları ile uğraşmak, anlamsız sorularına yanıt vermek, konuşsan kimsenin altından kalkamayacağı sözler sarf etmemek için susmayı tercih etmek çok zordu…

Hemen hemen yaşları yakın olduğunu bildiğiniz bebekler ile yan yana geldiğinde de sizin bebeğiniz diğer bebeğin yarısı kadar iken ve siz içinizden bebeğinizin sağlıklı olduğu için şükrederken o soru kaçınılmazdır…

– Kaç aylık bebeğiniz?
+ 6 aylık oldu..
– Hmmm. Biraz ufak ama…
(O hmmm ın altındaki sorgulama, anlamsız bakışlar, yargılayan gözler….)
+ Evet prematüre olarak doğdu..
–  Aa öyle mi? Anlamıştım ben zaten…
+  …..

Kızım 2 yaşına gelene kadar bunun gibi sorulara ve diyaloglara belki binlerce kez maruz kaldık. İnsan her şeye alışıyor ama en çok bu insanlardan kurtulamıyor. Ne oldu bunu öğrendiğinde? Sen daha iyi anne baba mı oldun? Çocuğuna bakıp vicdanın mı rahatladı? Ne oldu bize acıdın da? Ne oldu da o 5 saniye içinde bir anneye bir bana bakıp yargıladın gözlerinle… Bir bitemediniz… Kızım için prematüre dediğimizde çocuğunu bizim çocuğumuzdan uzaklaştıran da gördü bu gözler. İlk başlarda çok öfkeleniyordum ama sonra acıdım sadece acıdım bu insanlara..

Prematüre bebek olmak bir suç değil, birçok etken ve sebebi var. Ayrıca ne anne suçlu ne de baba hastalıklı. Bu bir süreç, bazıları bunu yaşıyor bazıları yaşamıyor işte hepsi bu kadar.
İster prematüre olarak dünyaya gelen ister başka problemler ile dünyaya gelmiş çocukların aileleriyle ile iletişim kurarken dikkat edilmesi gereken birkaç konu var.

▪️Aileye ve bebeğe acınmamalı. “Vah vah” lı “tüh tüh” lü cümleler kurulmamalıdır. Bu bir süreç o günler geçecek!

▪️“Kaynımda da olmuştu” gibi duyulmak istenmeyen hikayeler anlatılmamalı. Ailenin yaşadığı sıkıntılı süreçten daha da vahim olayları anlatmak ve şükretmelerini istemek sadece ailenin üstüne kabus gibi çöküyor. Senden daha çok sıkıntı yaşayan ailelerle daha güçlü empati kurabildiğin ve neler hissettiklerini bildiğinden hikayeyi bir vaka analizi olarak anlatan kişilerden çok daha fazla üzülüyorsun. Özetle kaynının, dıydısının dıydısının başına gelen kötü örnekler anlatılmamalı.

▪️Normal ve sağlıklı bir doğum sürecin yaşanmadığı gün gibi ortadayken polyannacılık oynanmamalı. Aileye karşı gerçekçi olmak ama moral vermek bu süreçte en mantıklı yol.

▪️Doktor tavsiyesi dışında anlamsız reçeteler sunulmamalı, bitkisel şeyler önerilmemeli.

▪️Prematüre bebeklerin diğer bebeklere göre sarılık olma riski daha yüksektir, bu süreçte doktor tavsiyesi dışında aslı astarı olmayan hurafeler ile ailenin aklı karıştırılmamalıdır.

▪️Prematüre bebeği olan bir aileye o an moral vermek amacıyla başka prematüre doğmuş olan çocukların şimdiki fiziksel gelişim özellikleri anlatılması bana göre boş vaatlerden öteye varamıyor. Prematüre doğmuş ama sağlıklı bir şekilde yaşamına devam eden çocukları örnek vermek başka şey fiziksel özelliklerin abartılarak anlatılması başka.

Belki bu konuda söyleyecek, anlatacak daha çok şey var ama daha fazla da uzatmak istemiyorum. Hayatta her şey var, zorluklar, üzüntüler, mutluluklar, acılar… zaten insan olmanın getirdiği duygular bunlar.. Yaşıyorsun geçiyor sonra hayatına devam ediyorsun, etmelisin…

Share This: