Başıma bir iş geldi ki sormayın.. teknolojiyle haşır neşir olan ben bile çaresiz kaldım. Anlatayım hemen; Çocukların resimleri, kendi resimlerimizi ve önemli dosyalarımızı hep telefonlarda, bilgisayarlarda dağınık olarak tuttuğumuz için bundan birkaç sene önce gidip harici bir disk alıp hepsini burada topladım ve zamanla biriken tüm resim ve videoları da buraya aktarmaya başladım. Ne güzel değil mi? Klasörlerin adları belli, hangi klasörde ne var bulabiliyorsun. Öyle dağınık da değil, istediğin her şey elinin altında 🙂

Ancak geçtiğimiz aylarda oğlum, diskin kablosunu çekmesiyle birlikte havada uçan disk yerde birkaç takla attığında “işte şimdi yandık” dedim ancak işin güzel tarafı şu ki çalışmaya devam etti ve bir sorunda görünmüyordu…ta ki düne kadar.. “Nasıl olsa bir şey olmadı yahu” mantığıyla hayatıma devam ettiğim için de başıma geleceklerden habersizdim. Dün  de yeniden diske veri atmam icap etmesiyle acı gerçekle yüzleştim.. Disk çalışmadı ve ne yaptıysam çalıştırmayı da başaramadım. Kablosunu büküyorum, üstündeki tozu siliyorum, kablosunu söküp takıyorum ama bana mısın demiyor. Bakın en teknoloji ile ilgili insan bile o çaresizlik anında “acaba üstündeki tozdan mı çalışmıyor?” sorusunu sorar kendine 🙂 neyse, o anki panik halimi görmediğiniz iyi oldu 🙂 Bir de düşünsenize çocukların doğdukları günden itibaren tüm resim ve videoları, eşimle olan resimlerimiz, kendi çocukluk resimlerim, ailemin fotoğrafları.. yani önem verdiğim her şey bu diskte. Bir taraftan kendimi yiyip bitiriyorum, diğer taraftan nasıl kurtarıcam bunca veriyi diye düşünürken inanın gözüme uyku girmedi…

İnsanın şu hayatta sağlam, güveneceği dostları olacak gerçekten ve şanslıyım ki ne zaman başım sıkışsa derdime derman olacak dostlarım var. Ben panik ve çaresiz bir halde ne yapacağımı düşünürken tam da bu konuları çözebileceğini bildiğim bir dostuma çok umutsuzca bir mesaj yazdım ve diski kurtarıp kurtaramayacağımızı sordum. “Yarın getir bir bakar çözmeye çalışırız” diye cevap gelmesine rağmen ben çoktan bu işin olmayacağına ikna olmuştum ama işte ne yaparsın bir umut insanı yaşatan 🙂  Kendisi inanın benden çok uğraştı ve bingo! sonunda %90 da olsa verileri kurtardı.. Bakın gerçekten piyangodan para çıksa bu kadar sevinmem öyle söyleyim. 🙂 Bu yaşadıklarım bana çok büyük ders olduğu ve etrafımda da ebeveynlerin düzenli olarak arşiv tuttuğunu bildiğim için konuyla ilgili naçizane tavsiyelerimi paylaşmak istedim;

  • Çocuklarınızın resim, video arşivlerini farklı yerlerde tutuyor ve dağınıklıktan şikayet ediyorsanız bırakın öyle kalsın. 🙂
  • Muhtemel bir problem karşısında tüm verilerinizi kaybetmek yerine sadece problem yaşadığınız cihaz için çözüm arayacaksınız. Örneğin sadece telefondaki verilerinizi kaybetseniz bile bilgisayarınızdaki verileri korumaya devam edebilirsiniz.
  • Mümkünse belirli dönemlerde dosyalarınızın yedeklerini alın.
  • Dropbox, Google Photos, Lifebox gibi bulut ürünler kullanın ve önemli bulduğunuz tüm dosyalarınızın mutlaka burada da bir yedeğini bulundurun.
  • Harici disk kullanıyorsanız çocuklardan uzak tutun 🙂
  • Eğer harici bir disk alacaksanız HDD ve SSD farkını iyi anlayıp kararınızı ona göre verin. Kendi deneyimim bana SSD almanın daha makul olduğunu söylüyor.
  • Etrafınızda insanların bu konuda buldukları alternatif çözüm yollarını dinleyin, inanın çok faydasını göreceksiniz.
  • Eğer halen CD ve DVD’lerde kalmış resim ve videolarınız varsa yukarıda söylediğim örneklerdeki gibi ya harici ya da bulut ürünler içine taşıyın. Şu an CD ve DVD’de bu tür şeyleri tutmanın riski daha fazla. Bozulduğu anda geri döndürme şansınız düşük.
  • Bir ara elinizdeki resimleri gözden geçirip gerçekten beğendiklerinizin baskısını alabilirsiniz. Böylece cihazlar bozulsa dahi resimler aynı eskiden olduğu gibi halen sizde kalacaktır.

Konuyla ilgili yazdıklarım çok teknik gelmiş olabilir bilemiyorum ancak en basit ve sade şekilde anlatmaya çalıştım. İnanın ben de yaşadıklarımdan sonra bu konuda yazdıklarımdan çok daha fazla detay olduğunu söyleyebilirim.

Bir de binlerce resim ve video tutuyor olsak da hangimiz o resimlere ve videolara bakıyoruz ki diyenleri de duyar gibiyim. Hatta yaşadığımız anları, çocuklarla geçirdiğimiz o güzel zamanlarda araya bir telefon ya da fotoğraf makinesi girmeden yaşayabilmek de çok kıymetli. Ancak ister istemez anılarımızı canlı ve taze tutmak istediğimiz için kendimize engel olamıyoruz. Her anı, her saniyeyi çekmesek de 1-2 resim bile derken birkaç ay sonra yüzlerce resim birikebiliyor. Dolayısıyla elimizde biriken bu resim ve videoları doğru ve hatasız koruyabilmek de giderek önem kazanıyor.

Share This: